İşi kimlerle yaptım.
Buradaki hiçbir cümle "biz harikayız" demek için yazılmadı. Kimlerle çalıştığımı, nerede en çok deneyimim olduğunu ve sahada gerçekten ne olduğunu olduğu gibi yazıyorum.
Birlikte çalıştığım markalar.
Birlikte çalıştıysak ve adının burada olmasını istiyorsan bir satır yaz yeter — eklerim. İstemiyorsan da hiçbir şey yapmana gerek yok.
Mobilya. Romantik bir sebeple değil, en çok işe yarayabildiğim yer olduğu için.
Mobilya, pazarlaması zor bir iş. Ürün görmeden alınmıyor, karar haftalar sürüyor, müşteri gidip geliyor, aynı ürünü beş yerde karşılaştırıyor. Bu zorluk beni öğretti. Kolay satan bir üründe çalışsaydım, bugün bildiğim şeylerin yarısını bilmiyor olurdum.
Tekrar görmek kararı oluşturuyor
Uzun düşünülerek alınan bir üründe insan almadan önce seni defalarca görüyor. Bu yüzden "gördü zaten, çıkaralım" mantığı burada yanlış çalışıyor.
Sahibi üç şey istiyor
Yeterli görünmek, dilden dile konuşulmak, güçlü durmak. Bunu anlamadan kurulan hiçbir kampanya doğru tonu tutturamıyor.
Emeği göstermek fiyatı korur
Ürünün nasıl yapıldığını gösterdiğin an fiyat tartışması yumuşuyor. İnsan gördüğü emeğe daha az pazarlık yapıyor.
Teknik dille boğma
İşletme sahibi panelin nasıl çalıştığını öğrenmek zorunda değil. Onun sorusu tek: bu ay dükkâna kaç kişi geliyor?
Bunları başka sektörlere de taşıyorum. Zemin mobilya; tavan değil.
Üç vaka. İsim yok, rakam yok, ders var.
Rakam paylaşmıyorum çünkü kanıtlayamadığım bir rakam süstür. Anlattığım şey, o rakamın nasıl oluştuğu.
"Abi ben senin ürünleri görmüştüm."
Bir firma "sosyal medya gereksiz" deyip çalışmayı durdurdu. Sahibi satış turuna çıktı ve girdiği neredeyse her yerde bu cümleyi duydu. Hiçbiri panelde görünmüyordu. Geri döndü. Ders: erişimin karşılığı tabloda değil, kapı açıldığı anda görünüyor.
Onlarca kampanya, hiçbiri öğrenememiş.
Bir hesabı açtığımda içeride çok sayıda kampanya vardı, bütçe hepsine bölünmüştü. Hiçbiri karar verecek kadar veri toplayamamıştı. Yaptığımız tek şey toplamaktı: tek kampanya, tek mesaj, sabit bütçe. Ders: dağıtmak çeşitlilik değil, körlük üretiyor.
Problem reklamda değildi.
"Satış yok" diye gelen bir işte mesajlar aslında geliyordu. Sorun cevap süresindeydi — insanlar saatler sonra dönüş alıyordu. Reklama tek kuruş daha koymadan durum değişti. Ders: pazarlamayı suçlamadan önce kapının açılıp açılmadığına bak.
Ve işe yaramayan bir tane.
Ürünü zayıf bir işletmeye iyi bir kampanya kurduk. Daha çok insan geldi, daha çok insan hayal kırıklığına uğradı, kötü söz daha hızlı yayıldı. Ders: reklam var olanı büyütüyor. Önce büyütülecek şeyin doğru olması lazım.
Referans
ister misin?
Logo duvarına bakmak yerine doğrudan konuşmak istiyorsan, seninkine benzeyen bir işle çalıştığım birinin numarasını veririm.
Bunu web sitesine koymuyorum çünkü o insanların telefonu benim reklamım değil. Ama ciddi bir görüşmede memnuniyetle bağlarım.
Sıradaki
sen olabilirsin.
Ne sattığını ve nerede tıkandığını yaz. Uymuyorsa uymuyor derim — bu da bir cevaptır.
+90 541 560 54 30 Başvuru paneli ↘